⚖️ Hukuk ve Yargı
- Laiklik bildirisi sonrası Erdoğan’ın sert çıkışı: “Laikliği birlikte savunuyoruz” başlıklı metne yönelik iktidarın tepkisi ve imzacılar hakkında dava açılması süreci hala gündemdydi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, grup toplantısında imzacıları “nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz” olarak nitelendirdi; Noel ve Cadılar Bayramı örnekleri üzerinden eleştirileri din karşıtlığıyla ilişkilendirdi. Yayınlarda bu dilin, 28 Şubat travması üzerinden muhafazakâr tabanı yeniden konsolide etmeye dönük bilinçli bir kutuplaştırma stratejisi olduğu ve laiklik–dindarlık ayrımının “İslamcılık eleştirisi” ile karıştırıldığı yönünde yorumlar yapıldı.
- Arnavutköy’de okulda Selefi içerikli and ve soruşturma: İstanbul Arnavutköy’de bir ortaokulda, “Rabbimiz Allah, Önderimiz Muhammed” sözleriyle başlayan ve Selefi referanslar içeren bir metnin öğrencilere okutulması gündeme geldi. Metnin, kamuoyunda IŞİD bağlantılarıyla anılan Ebu Hanzala çevresiyle ilişkilendirilen bir yapı tarafından hazırlandığı iddia edildi; İstanbul Valiliği olayla ilgili soruşturma başlattı. Yorumlarda, devletin bir yandan laiklik eleştirilerini “din düşmanlığı” olarak yaftalarken, diğer yandan bu tür radikal içeriklere soruşturma açmasının çelişkili bir tablo yarattığı; tartışmanın dindarlık değil, devlet eliyle ideolojik yönlendirme meselesi olduğu vurgulandı.
- Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten sosyal medya ve avukat görüşmeleri mesajı: Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medyada anonim hesapların kapatılmasına yönelik düzenleme sinyali vererek “fake hesap devrinin biteceğini” söyledi. Ayrıca bazı davalarda avukat görüşmelerinin suistimal edildiğini belirterek, örnek olarak Adnan Oktar dosyasında bir ayda yüzlerce avukat ziyareti yapıldığını dile getirdi ve görüş kısıtlamalarının gündeme gelebileceğini ifade etti. Yayınlarda, anonimlik hakkının uluslararası hukukta korunan bir alan olduğu, özellikle mağdurlar ve kamu görevlileri açısından hayati önem taşıdığı; bu düzenlemelerin teknik uygulanabilirliğinin tartışmalı olduğu ve ifade özgürlüğü üzerinde baskı yaratabileceği değerlendirildi.
💰 Ekonomi
- Boğaz köprülerinin gelirlerinin devri tartışması: Hükümetin köprü ve otoyol gelirlerini uzun vadeli olarak devretme planı gündeme gelirken, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Burak Dalgın bunun klasik bir özelleştirme değil, “gelecekteki gelirlerin kırdırılması” anlamına gelen bir finansman yöntemi olduğunu savundu. Dalgın, geçmişte beş virgül yedi milyar dolar teklif geldiğinde “vatana ihanet” denilen bir satışın bugün yeniden gündeme gelmesini hatırlatarak, elde edilecek gelirin Türkiye’nin bir aylık faiz ödemesine dahi yetmeyeceğini söyledi. Yayınlarda bu adımın bütçe sıkışıklığının göstergesi olduğu ve kamu tekellerinin özel tekellere dönüşmesinin uzun vadede vatandaşın aleyhine sonuç doğurabileceği yorumlandı.
- Enflasyon ve alım gücü kaybı: Ocak ayında enflasyonun yüzde beşin üzerinde gerçekleşmesiyle, daha maaşlar cebe girmeden ciddi bir erime yaşandığı vurgulandı. Yılın ilk aylarında yüzde sekiz civarına ulaşan kümülatif enflasyonun, fiilen bir aylık maaşın kaybı anlamına geldiği ifade edildi. Yorumlarda, mevcut ekonomik programın talebi baskılayarak enflasyonu düşürmeye çalıştığı ancak üretim ve arz artışı sağlanmadıkça kalıcı iyileşme beklenemeyeceği; artan akaryakıt fiyatlarının da bu tablonun yerli politika tercihlerinden kaynaklandığı görüşü dile getirildi.
🌍 Dış Gelişmeler ve Güvenlik
- ABD–İran gerilimi ve “sınırlı operasyon” ihtimali: Gündemde, Trump’ın ilk başkanlık döneminde 2015 tarihli nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran’ın balistik füze programı ile bölgesel vekil güç faaliyetlerini hedef alan daha kapsamlı bir çerçeve talep etmesi vardı. Cenevre’de yürütülen görüşmelere rağmen tarafların “uranyum zenginleştirme sıfırlansın” talebi ile İran’ın “barışçıl nükleer programdan vazgeçmem” pozisyonu arasında ciddi bir mesafe olduğu vurgulandı; İsrail’in başlattığı ve ABD’nin dahil olduğu önceki 12 günlük çatışma da hatırlatıldı. Yayınlarda, diplomasi ihtimalinin zayıf olduğu, ABD’nin daha çok balistik füze tesislerine yönelik hedefli bir hava operasyonu planladığı ve bunun Türkiye’yi göç, sınır güvenliği ve bölgesel istikrarsızlık açısından doğrudan etkileyebileceği yorumları öne çıktı.
- İran’ın iç dengeleri ve “rejim dönüşümü” tartışması: İran’da Milli Güvenlik Konseyi’nin yeniden yapılandırılması, Ali Laricani ve Ali Şemhani gibi isimlerin kritik pozisyonlara getirilmesi, Tahran’ın olası bir dış müdahaleye karşı kurumsal hazırlık içinde olduğu şeklinde aktarıldı. ABD cephesinde ise “sözde dini lider” ifadesi üzerinden Ayetullah Ali Hamaney’i hedef alan söylemler dikkat çekti. Değerlendirmelerde, doğrudan bir kara işgalinden çok, rejimi zayıflatmaya dönük sınırlı ama stratejik hamlelerin gündeme gelebileceği; Türkiye açısından ise özellikle İran’daki Kürt grupların hareketliliği ve olası yeni göç dalgasının risk oluşturduğu belirtildi.
📌 Genel Değerlendirme
26 Şubat gündemi, dışarıda ABD–İran hattında artan askeri gerilim, içeride ise laiklik, ifade özgürlüğü ve yargı uygulamaları etrafında sertleşen bir siyasi atmosfer başlıklarında yoğunlaştı. Sosyal medyaya kimlik zorunluluğu ve avukat görüşmelerine sınırlama sinyalleri, hukuk devleti ve temel haklar açısından yeni tartışmaların kapısını araladı. Ekonomide ise köprü gelirlerinin devri ve enflasyon kaynaklı alım gücü kaybı, bütçe baskısının ve yapısal sorunların sürdüğüne işaret eden başlıklar olarak öne çıktı.